Söyleşen: İrfan Çinar Pazar, Aralık 27, 2015

1. En sevdiğin müzik türü?

Bilmiyorum. Çok gelişmiş bir müzik zevkim yok galiba. O an hoşuma gideni dinliyorum.

2. Bu yazıyı okuyan birkaç iyi insana söyleşi boyunca dinleyebilecekleri bir önceki soruda dediğin türden üç parça ismi verebilir misin?

Beirut - The Penalty

Chinawoman - Woman is Still a Woman

Rana Farhan - In The Heart Of Fire

3. Kendinden biraz bahseder misin? Ahmet Büke kimdir? Bir günün nasıl geçer?

İşte kim olsun bir Âdemim ben de. İşsizken erkenden kalkıp kahveye gidiyordum. Yazı çizi işleriyle uğraştıktan sonra mesai bitimi saatinde eve dönerdim. Şimdilik bir işim var. Sabah işe gidiyorum, boş saatlerimde yazıyorum. Mesai bitimi eve dönüyorum.

4. Öykücüsün. Hikâyesi olamayacak bir şey var mı? Ve senin için hikâyesi yazılamayacak bir şey? Ve senin için hikâyesini yazamayacağın bir şey?

Her şeyin ve herkesin bir hikâyesi vardır ama bütün hikâyeler yazılmaz ya da edebiyat onlarla ilgilenmez yoksa edebiyat olmazdı.

5. Günümüz öykücülüğünde 'şekil'den yararlanan pek öykücü bulamıyorum, bulsam da şekil o kadar ağır basıyor ki okuyamıyorum. Genellikle yaşı genç öykücüler şekli deniyorlar. Sen okunabilir şekilcilik hakkında ne düşünüyorsun?

Hiçbir fikrim yok bu konuda.

6. Öykü günümüzde görsel bir sanata doğru evriliyor, aslında hep de öyle bir sanattı. Özcan Alper'le ortak bir senaryoya imza attın, "Rüzgârın Hatıraları" ile. Senin için nasıl bir ilişki var öykü ile sinema arasında?

Ben romandan ziyade öykünün sinemada daha çok işe yarabileceğini düşünüyorum. Öykü öz ile ilgilidir biraz da ve o tohumu alıp sinemada başka şekilde mayalayabilirsiniz. Fakat senaryo yazmak başka bir şey ve ben o işe pek de uygun olmadığımı anladım biraz da.

7. Sinema tarafında çalışmaların devam edecek mi?

Bir ortak senaryo daha var katıldığım. Para bulunursa önümüzdeki yaz çekilecek.

8. İktisat mezunusun. Her ne kadar bir diploma anlamına gelse de günümüzde, iktisat, çevrede olanı biteni anlamanın bilgisini sunar normalde bize. Sana neler kattı iktisat?

Puanım oraya yettiği için girdim yoksa askere gitmem gerekiyordu. Öğrencilik boyunca sürekli çalışmak zorundaydım sadece son sene derslere gidebildim. O zaman anladım ki aslında bu alanı sevebilirmişim, işletme gibi saçma bir bölüm değil iktisat. Ben biraz geç kaldım.

9. İzmir'de yaşıyorsun. Bu sorunun kimseye bir faydası yok biliyorum. Tarihe not düşmek istiyorumdur belki de. İzmir'liler a noktasından b noktasına yer yer 3-4 vesayette gidebiliyorlar ve belediye buna aktarma sistemi diyor. İzmir toplu ulaşımındaki aktarma sistemini nasıl değerlendiriyorsun?

İstanbul'da da yaşadığım için her şeye rağmen buradaki ulaşım meselesinin daha hafif olduğunu düşünüyorum.

10. Var mı gittiğin uzak iki nokta arasında özel bir taktiğin? Paylaşabilir misin?

Daha çok vapuru kullanıyorum ben.

11. Yılın en iyi 77 kitabının arasında ismin var. Bu sene içerisinde yeni kitapları çıkan, muhtemelen ikinci kitaplarını çıkaramayacak yazarlar bir umut "Yılın En İyi 1500 kitabı" listesini bekliyorlar. Bu ara iyice moda oldu bu listeler. Yani sahiden bu konuda ne düşünüyorsun?

Listede yoksan çok takılmaya ya da üzülmeye değmez. Edebiyat listeler dışı bir hadise.

12. "Yara yaraya benzedikçe kabuk tutar. O zaman insan insana iyi gelir." sözlerini yazmış bir okurun, Kadıköy'deki Çinili Kafe'ye. Senin duvara yazacağın ilk söz hangisi olurdu?

Bu da geçer!

13. Zadie Smith’in özgeçmişinde 21 yaşında yayınevine 80 sayfalık ön kitap taslağıyla gidişi ve yayınevinin daha sonra 500 küsür sayfa olacak romanı için ona 250.000 sterlin avans verdiği yazılıdır. Bu ülkede böyle bir risk alma örneğini gerek yayınevleri gerek dergiler gerekse de diğer kültürel yapılarda neden göremiyoruz?

İktisat diliyle yazayım, bizde yazar emeği önemli bir girdi sayılmaz çünkü kullanım değeri vardır, değişim değeri yoktur. Yayınevi için mesela matbaanın, dağıtımcının parasını vermek daha acil bir durumdur. Yani helva üretiyorsunuz ama şekeri parasını vermeden ya da eksik gedik, değerinin çok altında vererek de elde ediyorsunuz. Sonuçta helva oluyor. Kimse pancar çiftçisinin suratına bakmaz bu durumda. Bizde de böyle bu işler. Üstelik bu endüstriyi solcular kurmuştur.

14. Farsça'ya özel bir sempatim var. Konuşmaları müzik gibi gelir bana. Senin böyle hissettiğin bir dil var mı?

Ben de çok severim Farsça'yı.

Birkaç kısa soru:

15. Edebiyatla hiç alakanız olmadığını varsayalım, birini seçebileceksin: İyi bir yazar olmak mı yoksa iyi bir okur olmak mı?

İyi okur.

16. Kalem mi klavye mi?

Klavye.

Boşlukları doldurun:

17. Dünyanın en harika nesnesi ............'dir.

Bilemedim bunu.

18. Bir isyan olmak isteseydim .............. olurdum.

Gezi.

19. Son olarak eklemek istediklerin?


Teşekkürler.

Yorum Bırakın

Subscribe to Posts | Subscribe to Comments

             

Hakkında

Ulaşılabilir bir söyleşi kütüphanesi oluşturmak için çıktığımız -Çeviride Pınar K. ve geri kalan tüm işlerde İrfan Çinar- bu yolda 'Hasbihâl efendim'i açabilecek kadar kelimeye sahip değiliz. Dirsek temasında konuşmaktan başka gayemiz yoktur. Çok şükür kimsenin de ziline basıp kaçmamışızdır. Ayrıca her türlü ihtiyacınız için (reklam verme, görüş, öneri, şikayet vd) aedinterview@gmail.com adresine posta kartınızı bırakabilirsiniz.

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Tüm Hakları Saklıdır © AED Söyleşi