Söyleşen: İrfan Çinar Cuma, Aralık 11, 2015



Elbette klasik sorularımızla başlıyoruz. Bu soruları en çok müzisyenlere sormayı seviyorum:

1. En sevdiğin müzik türü?

Rap

2. Bu yazıyı okuyan birkaç iyi insana söyleşi boyunca dinleyebilecekleri bir önceki soruda dediğin türden üç parça ismi verebilir misin?

Vereyim,
Sage Francis - The Best of Times
Sadistik - To Be In Love
Buck 65 - Dang
Ve bonus track: Casper-Auf und Davon

3. Kendinden biraz bahseder misin? Karaçalı kimdir? Ne yer ne içer? Ne yapar?

Babam kölelik ismi olarak Serkan adını koymuş, bağımsız sahne adım Karaçalı. Gülmeyi seviyorum. Kendimi kurtaracak kadar İngilizce biliyorum.

4. Edebiyatı çok sevdiğin herkesçe malum: Kütüphanende elinin hemen gittiği ilk üç kitabın ismini öğrenebilir miyiz?

Cemal Süreya’nın şiirleri, Robert Green – İktidar ve bir de şu ara yeniden gündemime giren Sherlock Holmes serilerini sayabilirim.

5. Hiç kitap çaldın mı? Çaldıysan hangisiydi?

Çaldım. Sonrasında çalmaya devam ettim. Sanıyorum ilk çaldığım kitap Karlar Kraliçesi. Ondan memnun kalınca aynı yerden Tommiks Teksas’ı da çaldım.

6. Edebiyattaki gidişat ile rapteki gidişat arasında benzerlikler görüyor musun? Ne görüyorsun?

Yozluk var gibi biraz ve derinlik eksikliği var. Yalnız sadece edebiyat veya rap müzikle ilişkilendirmek hata olabilir. Politikadan emniyete, resimden mizaha, eskrimden astrolojiye kadar yozlaşan bir dünyadayız.

7. 2007-2008 gibi rap popüler kültüre çarptı. Zamanın en popüler televizyon programında bazı rapçilerin 50 Cent ile düet yaptığını da gördük. Sonrasında sallanma dönemine giren bir rap vardı. Şimdi ise o zamana göre nispeten popüler kültürü daha iyi anlayabilmiş bir rap var gibi görünüyor. Sence popüler olana karşı rap doğru mu duruyor?

Rapçinin sadece cevaplaması gereken 2 soru var: 1- Toplumun içselleştirdiklerine mi karşı çıkayım. 2- Direkt kendime mi karşı çıkarayım. Eğer popüler kültüre karşı bir sanatçıysanız karşı çıkarsınız, değilseniz çıkmazsınız. Beat kuşağı ‘mainstream’e aykırı olarak çıkmıştı, o ayrı. Olması gereken hâlâ bu. Ne olursa artık, bir yerde bir şeylere susmamak gibi. Başlarda her yerde böyleydi. Maalesef değişmiş. Türkçe rap, şey, biz, protesto, ya ben rapçi, benim var ya yeaa!, sokak, sokak, neden olmasın? Şimdi bu kelimeler bir rapçinin random kelimeleridir. Bir şeyler söylerken bunları hunharca kullanır ama hiçbir şey anlatmaz. Sonunda olayı sokak edebiyatına bağlar, popçularla düet konusuna gelince onu da ‘’neden olmasın?’’ diye bağlar. Yani protest rapten anında protez rape bi kayma olur. Bence biri ben rapçiyim diyorsa Allen Ginsberg’den söz ediyor demektir, 50 Cent’ten değil. Genel düzene karşı ve disiplinsiz bir akım olarak rap. Amerikan kültürünün follofoş siyahi sömürüsünden bahsetmiyoruz. Doğrudan toplum kanalında yadırganan şeylere, sosyal normlara, geleneklere farklı açılımlar sunan rapten bahsediyoruz. Özgün olabilir, yaratıcı olabilir, disiplinsiz olabilir. Fakat sokaklara suç atıp cahil kalamaz. Rap sokak müziğidir lafı da zırvadan başka bir şey değildir. Rock cami müziği midir? Ya, rap popüler olana karşı çıkamaz, çıkmasa da olur. Evrilen küresel hip hop artık işlevini yitirdi. Bir çeşni müziği oldu. Popo şaplak bouns tüörk dışında sayılı özgün istisnalar var.  

8. Zeo Jaweed üzerinden iktidar, rap dünyasına da uzandı. Ve Zeo Jaweed “Gezi için pişmanım, kandırıldık,” açıklaması yaptı. Bu konuda ne düşünüyorsun?

Zero Jaweed de hep kandırılıyor ama. Pek kandırılıbıl bir insan. Mesela ben Zeo’nun şu sıralar sakalları tarafından kandırıldığını seziyorum. Bu kadar kandırılmışlığın bir anlamı olmalı zira.

9. Gezi olaylarına rap nasıl bir tepki verdi? Rapin ruhuna uygun bir eylem miydi?

İnanır mısın hurafelere inanmıyorum. He, rapçiler olaylarla ilgili ne gibi protestolarda bulundular çok takip etmedim. Bir de Gezi Parkı eylemlerinin başladığı ilk günler dışında vardığı noktalardan hoşnut değilim.

10. Berkin Elvan’ın öldürülmeden önceki fotoğraflarından birinde, önünde durduğu duvarda senin sözlerinin (“mercedes gibi, turkuaz gibi, yaz gibi”) yer aldığı fotoğrafı var. İlk gördüğünde ne hissettin? Ya da şu an ne hissediyorsun?

Duvarda yazılı sözlerin bir önceki dizesi aklıma geldiğinde garipsemiştim. ‘’Bilirsin, hayat bir bakıma güzeldir.’’   

11. Seni ilk dinlediğimde istemsizce ‘serbest rap’ demiştim: Bir rap dinleyicisi olarak rapçilerin kafiyeye çok fazla yaslandığını düşünüyorum. Senin işlerinde ise durum tersi. Bu sürekliliği nasıl sağladın? Bir de son zamanlarda bu özelliğini kaybettiğini düşünüyor musun?

Sanmıyorum. Spoken Word’den etkilenmiş olmam beni serbest kılıyor. Klasik rapten etkilenmiş olmamsa kafiye dediğin düzenlerle aramı iyi tutan bir şey. İnsanları, nesneleri, onların hislerini ve kendi fikirlerimi kağıda yazarken çoğu zaman kafiyeden ziyade kelimelerin kendi ritimlerine güvenirim.  

12. Şimdi Git Zombi’de belki de bugüne kadarki en iyi parçaların olmasına rağmen albüm olarak en sıkı işinin hâlen Mezar Virtüözü olduğunu düşünen hayranlarının sayısı az değil. Müzikte kırılma albümü diye bir şeyden bahsedebiliriz. Bir sanatçı, ya da konuya dönersek bir rapçi en iyi albümünü yaptıktan sonra onun üzerine çıkmakta zorlanır. Sence Mezar Virtüözü senin kırılma albümün müydü?

Değildi bence o. Mezar Virtüözü 19’umda ürettiğim şeylerin sonucu. Yani yaptığım ilk iş o. Zamanının piyasa ortamında çok sevilmiş veya masterpiece sayılmış olabilir. Kırılma albümü olarak görmüyorum ama. Bence ustalık işlerim şimdi başlıyor.

13. Yeni projelerde yer alacaksın sanırım: Cem Adrian ve Melis Danişmend ile bir düet haberini verdin. Bu düeti ne zaman dinleyebileceğiz?

Ocak ayı içerisinde dinletmeyi planlıyoruz. Uzadığı için çok sayıda mesaj, mail, mention aldım.
Parçadan biraz bahsetmek istiyorum, çünkü Sesindeki Yalnızlık biraz önce sorduğun soruya net yanıtlar veriyor. Bir yalnızlık ve ayrılık parçası. Yılışık değil, başı dik. Gururlu bir yanı var. Arabesk değil. Lirikal anlayışımın en güncel yansımasını teşkil ediyor. Vokallerde de benzer şeyler geçerli.  Sözlerin en önemli vasfı yalınlıktaki derinlik. Uyaksız yazdığım dizelerin kendi içinde bir ritmi var. Uzunlu kısalı ve kendine özgü yapısı olan dizeler var. Her sözcüğün en sakini en müzikal tınlayanını seçmeye özen gösterdim. Kendi içinde ahenk bulan ses tekrarları var. Çift ölçülü uyaklar da kullandım. Şiirde iç içe uyaklar da var. Amaç tüm bunların sonucunda müzikal, vokal ve lirikal olarak yalın bir bütünlük yakalamaktı. Yakaladım, içime sindi. Bu kadar açıklama yaptım neden yaptım? Çünkü sözün gücü her şeydir. Özetlersem bu single herkesin rahatça dinleyebileceği durulukta alternatif bir rap parçası bence. Yeteneklerimi olgunlaşma aşamasına getirdiği için de mühim.

14. Bundan sonra da seni ara ara çıkardığın parçalar ile mi dinleyebileceğiz?

Çıkacak single ile birlikte müzikli çalışmalarıma ivme kazandıracağımı düşünüyorum.

15. Acun Ilıcalı’dan sonra rap mümkün mü?

Acun Ilıcalı akıllı bir adam ve akıllı adamlar her zaman olacak. N’apıyor ki? Zaten o yarışmalara katılan rapçiler konunun bilincindedirler.  Gösteri dünyasına her çeşit malzeme gerekli. Ve rapçiler şu ara unlu mamuller gibiler maşallah. İzlerken ben bile eğleniyorum. Gökhan’ın, Hadisi’nin, Murat Poz’un filan rapper çıktığında egzotik hayvan görmüş kadar sevinmeleri, yeteneklere inanamayıp şaşırmaları, afallamaları. Nasıl yani? Bunlar hiç mi rapper görmemiş diyorsun. Rapçinin etki alanı dışında tepki alması, hemi de televizyonda. Yoo yok, Acun’suz olmaz, Acun olsun.

16. Spoken word sıkı bir şekilde ülkeye giriş yaptı. Özgün beatleri ile sözleri ile edebiyata ve kitlelere niteliğini de koruyabilen yakınlığıyla bu ülkedeki tarzını neredeyse oluşturdu diyebiliriz. M4NM ve “Haymatlos” albümü örneğinde olduğu gibi. Ne dersin?

Albümü boylamasına dinlemedim ama kendilerini farklı konumlandıran bir kalabalığın olduğunu biliyorum. Böyle oluşumların sayılarının artmasını, dinleyicilerinin çoğalmasını ve edebi çehrelerinin korunmasını diliyorum.

17. Gelişine ya da daha doğrusu kafiye olsun diye söz söylemeyen bir tarzın var. Geriye baktığınızda söylediğine pişman olduğun bir söz bir lirik var mı?

Yok, bol kafiye içeren sözler yazmayı da severim ama sürekli değil. Sürekli kafiye yapınca ruh hastası manyaklar gibi hissediyorum. Bende sanatsal bir karşılığı da yok, istersek kafiyenin dibini gösteririz o da ayrı.

18. Askerden öncesine göre şu an neredesin?

Daha ilerideyim. Özellikle radyolar beni çalsın isterim. Sınırlarımı yeniden sınırlandırdım. Fakat kişiliğime saygım tam.   

19. Karaçalı CEO olacak cesarete sahip mi?

CEO Karaçalı olacak cesarete sahip mi?

20. Game of Thrones için beklentim artık şu: Filmin sonunda, tüm kahramanlar öleceği için en son senarist sahneye çıkıp ölüyor. Senin beklentin nedir?

Game of Thrones’tan tek beklentim Canpolat’ın ölmesi.

21. Jon Snow ölmeyecekse ne olacak?

Abi elek olarak geri dönmesini planlıyorlar. Jon Snow elekleri. Adamı sırayla bütün Nightwatch bıçaktan geçirdi. Adamın ciğerine tag atanlar oldu, şımarıp böbreğine eskort numarası filan yazanlar oldu. Nasıl yaşatacaklar bilemiyorum Jon Polat’ı. Oldu olacak Valley of Wolfs diye isim değişikliğine gitseler de tam olsa.

22. Tyrion Lannister?

Adam gibi adam. Adam adam.

23. Bir film önersen gece izlerdik?

Miracle in Cell No 7 izleyiniz de gece gece.


Kısa birkaç soru:

24. 2013 kadar berbat bir yıl söyleyin.

2015.

25. Spaced mı Black Books mu?

Spaced tabii.

26. İyi bilirim dediğin bir yönetmen?

Martin Scorsese.

Boşlukları doldurun:

27. Bir isyan olmak isteseydim ……... olurdum:

Patrona Halil İsyanı olurdum. Bilmiyorum kulağa hoş geliyor.

28. Dünyanın en harika nesnesi ……....'dır.

Yâr’dır. Zaman makinesi icat olunca değişiriz.

29. Son olarak eklemek istediklerin?

Teşekkürler.


Karaçalı Twitter: twitter.com/TheKeysii
Karaçalı Instagram: instagram.com/thekeysi
Karaçalı Fan Page: facebook.com/karacalifanpage

{ 4 yorum... read them below or Comment }

  1. Berkin elvanın o resmini bulamadım ??

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tekrar baktığımda ben de bulamadım. Twitter'da biri paylaşmıştı diye hatırlıyorum. Arıyorum, tekrar bulduğumda buraya ekleyeceğim.

      Sil
  2. çok iyi bi söyleşi olmuş , tebrik ederim

    YanıtlaSil

             

Hakkında

Ulaşılabilir bir söyleşi kütüphanesi oluşturmak için çıktığımız -Çeviride Pınar K. ve geri kalan tüm işlerde İrfan Çinar- bu yolda 'Hasbihâl efendim'i açabilecek kadar kelimeye sahip değiliz. Dirsek temasında konuşmaktan başka gayemiz yoktur. Çok şükür kimsenin de ziline basıp kaçmamışızdır. Ayrıca her türlü ihtiyacınız için (reklam verme, görüş, öneri, şikayet vd) aedinterview@gmail.com adresine posta kartınızı bırakabilirsiniz.

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Tüm Hakları Saklıdır © AED Söyleşi