Söyleşen: İrfan Çinar Çarşamba, Aralık 16, 2015

Başlayalım.

1. En sevdiğin müzik türü?

Hiçbir tür için en sevdiğim diyemem ama bu ara daha çok neo-psychedelia dinliyorum.

2. Bu yazıyı okuyan birkaç iyi insana söyleşi boyunca dinleyebilecekleri bir önceki soruda dediğin türden üç parça ismi verebilir misin?

Dead Meadow - Rock Mountain High
Tame Impala - My Lover is Mother Nature
King Gizzard and The Lizard Wizard - The River

3. Kendinden biraz bahseder misin?

92'de Bakırköy'de doğdum. Bir dönem basketbol oynadım sonra da biraz futbolu denedim. Müzik dinlemeyi hep çok sevmiştim, küçükken aynanın karşısında kumandayla kafadan atarak İngilizce şarkılar söylerdim. Gitar çalmayı da o yaşlarda sevdiğim isimleri izleyerek taklit ederek öğrenmiştim. Düz liseye gittim, 2010 yılında 17 ya da 18 yaşında liseyi bıraktım üçüncü sınıftan. O sene Yüzyüzeyken Konuşuruz'u kurdum, grubun ilk şarkılarını o zaman yapmıştım. Bir sene sonra açık öğretimden liseyi bitirdim, aynı sene üniversite sınavına girerek Marmara, Edebiyat'ı kazandım. Toplamda 3 ay bile gitmeden onu da bıraktım. Ama hâlâ öğrenci görünüyorum. Eğitimde dikiş tutturamayınca müziğe daha çok yöneldim, zaten istediğim hep buydu içten içe, okul-eğitim hep bir aile angaryası olarak omuzlarımdaydı. Grupla beraber iki albüm yaptık, konserler verdik, her şey çok hızlı ve birden bire oldu, oluş kendi boşluğunu yarattı. Şimdi 23 yaşındayım.

4. 4-5 sene önce Kadıköy'de bir evde toplanmış ve Senede Bi'kaç Gün'ü söylemiştik. O zamanlar videoların yeni yeni internette yayılıyordu. Ama orada yaptığı işten keyif alan bir Kaan vardı. Sonradan birkaç konserine geldim, onun dışında internet üzerinden seni izledim. Gördüğüm şu; hâlinden memnun olmayan bir adam. Mutsuz musun? Öyleyse o odadan niye çıktın?

Bahsettiğin zamanlar ilk zamanlardı evet, her şey tazeydi, ben de tazeydim. Şarkılar yazmaktan hoşlanıyordum çünkü kendimi sadece o şekilde ifade edebiliyordum. Sonrasında işler birden benim kontrolümden çıkınca, daha fazla insan tanıyınca işler biraz sarpa sarar gibi oldu. Hayatım boyunca asosyal çok iletişim kurmayan biriyken birden tanımadığım insanların aşırı sevgi gösterilerine maruz kalınca yaptığım şeye de biraz yabancılaştım. Ama olan şeylerin normal şeyler olduğunu yeni yeni anlıyorum. Söylediğim şeyler şikâyet değil. Elbette ki memnun olmadığım çok şey var, ama sürekli şikâyet eden biri olmaktansa huzursuz olduğum şeyin ne olduğunu bulup direkt çözüme gitme yolunu tercih ediyorum artık.

5. İlk zamanlarındaki şarkılarını elbette dinleyicilerin unutamaz. O şarkılardaki sözleri, müziği; yani aslında o ruhu tekrar göremediğimizi düşünüyorum. Neredesin Kaan?

Başlarda müzik adına pek de bir şey yapmıyordum tek ilgilendiğim şey şarkı sözleriydi ve çok fazla yazıyordum. Ama zaman ilerledikçe anlatmak istediğim şeyi kısa yollardan da anlatabileceğimi fark ettim, müziğin de önemli olduğunu kavradım. Bazen söylediğin şeye ben de katılıyorum, eskisi gibi uzun şarkılar yazamadığımı düşünüyorum ama bunun çok sebebi var. O yıllardaki gibi evde tek başıma vakit geçirip müzik yapmaktan zevk almıyorum mesela şu an, üstüne bir de bağımlılıklar ve okuma izleme alışkanlığımı da geri plana atmam eklenince, pek de üretken zamanlar geçirmediğimin ben de farkındayım. Sanırım 2007 senesinin içine sıkıştım, çıkamıyorum.

6. Arada özellikle seni tanıyanların neden çıkardığını anlayamadığı parçaların var. "Kediler" gibi. Yeni bir şey mi deniyorsun?

Kediler, ilk başta kendi Soundcloud hesabından solo olarak yayınladığım bir EP'de yer alıyordu. Her zamanki tarzımızdan farklıydı elektronikti. Biraz da farklı şeyler denemek istemiştim. Denemeye devam edeceğim.

7. İlk zamanlarda seni düetler içinde görüyordum. "Bu çocuk kesin çıkıp süper düetler yapar," diyordum. Pek düet şarkılarda göremedik seni. Hatta sana yakın müzik yapan insanlarla da düet yapmadın. Neden? Ve var mı öyle bir proje?

Kimseyle hadi oturup beraber şarkı yapalım gibi bir harekete girişmedik. Tamamen karşıyım demiyorum sadece konusu açılmadı. Ama ortak konserlerde arkadaşlarımla şarkılar söylüyoruz birbirimizin sahnelerine konuk olup. Mesela ben Adamlar'la “İnsanın Düştüğü Durumlar”ı söyledim. Son Feci Bisiklet'ten Arda bizimle “Ateş Edecek Misin” ve “Ellilik Banknotlar”ı söyledi.

8. O zamanlardan diğer bir beklentim dizi oyuncusu olmandı. Ciddiyim. Hiç mi teklif gelmedi? Düşünür müsün öyle bir şey?

Hiç teklif gelmedi. Oyuncuları hep çok kıskanmışımdır. Kendimde o yeteneğin olduğunu düşünmüyorum. Teklif gelirse de kendime güvenip kabul edebileceğimi sanmıyorum.

9. İyi hissettiğim bir eser süreci sonrası durumumu cinsel anlamda ruhun boşalmasına benzetirim. Sende durum nedir?

Üretmek gerçek anlamda bir ruh mastürbasyonu, ürettiğinden tatmin olmak da müthiş bir orgazm. Üretemediğim zamanlarda beni tatminsizliğe ve mutsuzluğa sürükleyen bir şey

10. Kadıköy damarındansın denebilir. Gelelim 'Kadıköy Sound' meselesine. Şöyle diyorlar. "Kadıköy Sound’u diye nitelendirdiklerimiz müzikten çok daha fazlasıdır, tamamen bir ruh hâlidir, bir kaybedenler kulübüdür." Nedir abi bu olay? Nasıl değerlendiriyorsun?

Kadıköy Sound diye majör bir akım yok bence. Fakat yıllardan beri süregelen tayfa muhabbetleri, arkadaşlıklar, çoğu müzisyenin Kadıköy ve civarında yaşaması, Kadıköy'ün daha rahat ve açık görüşlü bir yer olması, iyisiyle kötüsüyle herkesin birbirini tanıması durumu biraz mahallileştiriyor bence. nasıl İç Anadolu’nun kendi müziği varsa, Karadeniz’in kendi müziği varsa, Ege’nin kendi müziği varsa metropol çocuklarının da kendi müziği var. Kadıköy Sound eğer varsa her jenerasyon için farklı bir şey ifade edecek demektir.

11. Eğitim sistemiyle derdi olan insanlarız. Özellikle de akademiyle anlaşmak büyük mesele!

Evet. Ben, Türkiye'deki eğitimin bu ülkedeki çoğu şey gibi gereksiz ve gerici olduğunu düşünüyorum. Bahsettiğim gibi ilkokul haricinde içinde barındığım her eğitim kurumunu bıraktım.

12. Hakikaten çatısı altında darlanmayacağımız bir okul mümkün değil mi?

Ne yazık ki, hayır. Ve sanırım olmayacak da.

13. Marmara Üniversitesi, Edebiyat'a dönecek misin?

Düşünmüyorum.

14. Ülkede çok iyi indie gruplar olmasına rağmen etkili bir kültür yaratamıyorlar. Bu konuda ne dersin?

Sadece indie değil, Türkiye'de dini zorunlukların haricinde herhangi bir ortak kültürün, yerel kültürün olduğunu düşünmüyorum. İyi yönlerimiz de var fakat ben kültürel anlamda aşırı asimile bir toplum olduğumuzu düşünüyorum. Müzikal anlamda 60’larda ‘Anadolu-pop’ akımıyla biraz kültür sevicilik yapmışız fakat bunun da oryantalist bir tavır olduğunu düşünüyorum. Tıpkı 4 5 sene önce Erkin Koray'a, Selda Bağcan'a kokan çorap muamelesi yapan arkadaşların yeni akımlarla batıda popüler olması sonucunda u dönüşü yapmaları gibi.

15. Gezi... Sonrasında onlarca berbat eser kondu ortaya ki dışarıdan bakarak konuşmak gerekirse pek çok insanda Gezi imajını kaybetti. Sen de böyle bir ortamda "Sen Taştan"ı yaptın. Niye yaptın? Ve pişman mısın?

Pişman değilim. Hâlâ konserlerimizde çalıyoruz. Gezi Parkı’nda konaklayıp, parktan atıldıktan sonra evime gidip birden bire yaptığım ve kaydettiğim bir şarkıydı. Kolay tüketim ürünü olarak sunulan çok şey var fakat ben hissedilerek yapılan her şeyin zamansız olduğunu düşünüyorum.

16. Gezi gibi büyük çaplı bir olayın tabanda ve tavanda önemli etkiler yapamamasını neye bağlıyorsun? Sahada göremediğimiz ünlülere mi? Yoksa sahada gördüğümüz sade direnişçilere mi?

Bizim jenerasyonu birleştirecek ilk toplumsal olay olmasından kaynaklandığını düşünüyorum.

17. Edebiyat uzun zamandır iyi gitmiyor. Eskiden de iyi gitmiyordu ama fanzin ile şununla bununla kıskanılacak işler yapıyorduk/yapılıyordu. Ne basalım?

Her şey ticarete dönüşmüş durumda, ne yazık ki. Yeni dergicilik anlayışından da anlayabilirsin bunu. Arada elbette ki güzel şeyler çıkıyor. Ama her şey Twitter’da kolay tüketim ürününe dönüşmüş durumda.

18. Ülke uzun zamandır iyiye gitmiyor. Nereye gidelim?

Benim bu ülkede bile gidecek bir yerim, bir çatım yok. Keşke bize tarihimiz öyle şanlı, böyle ballı demek yerine biraz daha özgüven aşılasalar, ayakları yere basan bireyler olmamızı sağlasalardı. O zaman istediğimiz her yere giderdik. Ya da gitmemize gerek kalmazdı.

19. Beşiktaş uzun zamandır son dakikalarda iyi gidemiyor. Kimi getirsinler? Kim gitsin?

Beşiktaş kanseri diye bir şey var, biliyoruz bunu hepimiz. Takım konusunda çok da teknik konuşamam. Orta sahada çok da eksiğimiz olduğunu düşünmüyorum, kanatlarda da öyle. Fakat, Hakan Çalhanoğlu'nu takımda görmek isterdim.

20. Bir uzvunu kaybedeceksin: Sağ elin mi kulakların mı?

Mastürbasyonsuz bir hayat düşünemiyorum.

21. Allah-las mı yoksa Büyük Ev Ablukada mı?

Büyük Ev Ablukada. Çünkü kendi dilimde

Boşlukları doldurun:

22. Bir isyan olmak isteseydim …….... olurdum:

Şeyh Bedrettin İsyanı.

23. Dünyanın en harika şeyi ……....'dır.

Antep fıstığı.

24. Son olarak eklemek istediklerin?


Teşekkürler.

Yorum Bırakın

Subscribe to Posts | Subscribe to Comments

             

Hakkında

Ulaşılabilir bir söyleşi kütüphanesi oluşturmak için çıktığımız -Çeviride Pınar K. ve geri kalan tüm işlerde İrfan Çinar- bu yolda 'Hasbihâl efendim'i açabilecek kadar kelimeye sahip değiliz. Dirsek temasında konuşmaktan başka gayemiz yoktur. Çok şükür kimsenin de ziline basıp kaçmamışızdır. Ayrıca her türlü ihtiyacınız için (reklam verme, görüş, öneri, şikayet vd) aedinterview@gmail.com adresine posta kartınızı bırakabilirsiniz.

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Tüm Hakları Saklıdır © AED Söyleşi