Söyleşen: İrfan Çinar Cuma, Ocak 15, 2016

İrfan Çinar: Firstly classical three questions:
What’s your favourite music genre?

Estas Tonne: Silence

İrfan Çinar: Üç klasik sorumuzla başlayalım:
Bu iki soruyu müzisyenlere sormayı çok seviyorum.

Estas Tonne: Sessizlik


İrfan Çinar: Can you name three songs from favorite or another music genre for some lovely people who is reading us?

Estas Tonne: I would say triple silence, yet it doesn’t make much sense J there are countless musical “drops” which are coming from the Great Ocean of Possibilities and each has its own beauty…

İrfan Çinar: Bu söyleşiyi okuyan birkaç iyi insan için bir önceki soruda dediğin türden üç şarkı ismi verebilir misin?

Estas Tonne: Üç kere sessizlik demek istiyorum, kulağa çok anlamlı gelmemekle beraber J Olasılıkların Muhteşem Okyanusu’nda sayısız müzikal “damlalar” dökülüyor ve her biri ayrı güzel…


İÇ: Tell me about yourself, who is Estas Tone? How do you spend your spare time? What do you do in a typical day of your life?

ET: Estas Tonne is a holographic image, one of the billions of pieces, which we perceive and identify as an individual that has a story. Yet in this 3D world this individual has a so-called experience we call “a day”.  Speaking in a “human language” I don’t have a spare time. I’m time and I’m not. And what “I” does with it depends on the moment and a mood of this moment. Life is an improvisation. And “the typical” could be only a program, which we “relive” everyday. What we do with such information is up to an individual…

İÇ: Kendinden biraz bahsedebilir misin? Bir boş günün nasıl geçer?

ET: Estas Tonne, öyküsü olan bir birey şeklinde algılayıp tanımladığımız holografik bir imge, milyonlarca parçadan biri. Bu birey şu 3D dünyada bizim “gün” dediğimiz sözde deneyimlere sahip. “İnsan dilinde” konuşursak boş vaktim yok. Zaman hem benim hem de değilim. “Benim” onunla ne yaptığım ana ve anın duygusuna göre değişir. Hayat bir doğaçlama. Bu “tipik” denilen şey de olsa olsa her gün “yeniden canlandırdığımız” bir program olabilir. Tüm bu bilgilerin de ne işe yarayacağı tamamen bireyin kendisine kalmış bir şeydir…


İÇ: Guitar is a dangerous instrument, guitarists can look alike “something” even they not aware. You are playing guitar when you making music, too. But your songs are really unique. What does inspire you?

ET: Life: People. Love. Pain. Transformation. Sun. Skies. Silence. The Ocean.

İÇ: Gitar tehlikeli enstrüman, farkında olmadan “bir şeye” benzeyebiliyorsun. Gitar ile müzik yapmana rağmen müziğin oldukça özgün. Neyden besleniyorsun?

ET: Hayat: İnsanlar. Aşk. Acı. Değişim. Güneş. Gökyüzü. Sessizlik. Okyanus.


İÇ: Estas, you said: “I'm not playing music or playing a guitar, I'm making yoga!”. When I am writing a poem, I feel the same way. It is so intensive that a person can “come out” from oneself. I do not want to ask clearly what I meant: What do you want to say about that?

ET: There are different ways to explain it and there would countless interpretations of what people will understand, depends on their evolutionary state of being. What plays music or writes poetry isn’t a person. “It” is what we call by Divine names. Yet people have tendency to take a credit for that and indeed, we have to somehow converse with one another and it’s easier to say: “I’ve written that or this song, this or that poem”. Though it’s not about what we say, yet what is behind the words and what we truly are connecting to. So I can say: “I’m practicing a guitar yoga, but this would be same for a yogi, who’s mind gets to connect with the silent space within himself/herself. Or a dancer, who isn’t “dancing, yet IS THE DANCE’…And we can see & feel the difference, when “it’s a show and when its authentically transmitted.

İÇ: Estas, diyorsun ki: “Müzik yapmıyorum ya da gitar çalmıyorum, sadece yoga yapıyorum!” Şiir yazarken benzer şeyleri yaşıyorum ben de. O kadar yoğun bir an oluyor ki insan kendinden dışarı çıkabiliyor. Net olarak sormak istemiyorum bu dediklerimi: Neler söylemek istersin?

ET: Bunu açıklamak için pek çok yol bulunabilir ve herkesin kendi evrimsel gelişimine dayanarak insanların bundan ne anlayabileceğine dair sayısız tahminleme girişiminde bulunulabilir. Müzikte çalan yahut şiirde yazan insanın kendisi değildir. “Bu”, ilahi dediğimiz şeydir. Oysa insanların bunun için kredilerini kullanma eğilimleri yüksek, bir şekilde birileriyle karşılaşıp konuşuyoruz, “Şu şarkıyı ya da bu şiiri yazdım.” demek kolay. Mesele söylenen şeyde değil, söylenin arka planında ve söylediğimizle ne denli bağlantı halinde olduğumuzda. Yani demem o ki: “Ben” gitar yogası yapıyorum, ama bu zihni sessiz boşlukta kendisiyle iletişime geçen bir yogi ile aynı. Yahut “dans eden değil, BİZZAT DANSIN KENDİSİ OLAN” bir dansçıyla…Aradaki farkı görebiliriz ve hissedebiliriz, yapılan  ne zaman bir şov, ne zaman hakiki bir dönüşüm.


İÇ: I like what you did with Reka Fodor. Are you going to get closer to different cultures' voices and instruments?

ET: “Mother of Souls” album is coming out this year(2016). There are 24 musicians, poets, instrumentalists, sounds of nature and voices are on it. So answeting your question is YES, its ‘always “has been” though not everythign could be captured. Though this album creation is intentionally produced this way: Bridging all kinds of colurs and flavours together, better to say: the intension has been there and “her majesty music’ has arrived and gifted us all with her presence. 

İÇ: Reka Fodor ile yaptığın şeyi sevdim. Farklı kültürlerin baskın sesleri ve enstrümanlarıyla daha da fazla yakınlaşacak mısın?

ET: “Mother of Souls” albümü bu sene çıkıyor (2016). İçinde 24 müzisyen, şairler, çalgıcılar, doğanın sesi ve sözler var. Yani sorunun cevabı EVET, her zaman “ramak kalalar” vardır ama her şey tam anlamıyla yakalanamaz. Bu albümün yapım süreci de bilerek isteyerek şöyle oluşturuldu: tüm renkler ve tatlar bir araya getirildi, daha iyi bir ifadeyle: Kudret zaten vardı, “Majesteleri müzik” de geldi ve bizi tüm varlığıyla ödüllendirdi.


İÇ: They said the first verse came from God; so where does the first note come from?

ET: I have no idea who says that, hopefully those who wished you to believe in such nonsense will be slowly understanding that any note, any verse, anything is “that which we call by divine names”, Including those asking and answering.

İÇ: İlk dize tanrıdandır derler; ilk nota kimdendir?

ET: Bunu kim demiş bilmiyorum, umarım bu saçmalığa inanmanı bekleyen her kimse, her notanın, her dizenin, her şeyin –ki buna kendileri de dahil- “ilahi olan dediğimiz şeyin ta kendisi” olduğunu zamanla anlar.


İÇ: I want to point out streets, avenues; what do they whispering to you?

ET: “Sleep state mostly”, and a great potentiality that eventually everyone is capable to wake up to their full potential. Yet performing and traveling all kinds of places in this physical world I have seen lots of beauty as well as lots of ugliness…It depends through which lenses the one is looking through.

İÇ: Sokaklardan, bulvarlardan bahsetmek istiyorum; sana neler fısıldıyorlar?

ET: “Genelde uyuyan bir devlet” ve bununla beraber eninde sonunda herkesin tüm potansiyeliyle uyanma kapasitesine sahip olduğu muhteşem bir ihtimal. Hala sahnelere çıktığım ve gezip dolaştığım şu fiziksel dünyada, çok sayıda güzellik ve bir o kadar da çirkinlik gördüm… Neyi göreceği bakan kişinin taktığı lense göre değişir.


İÇ: It is a fast era, fast waste in everywhere. But you have people listen to your long instrumental tracks. Estas, do you believe that “other” kind of music could make the world more livable?

ET: Anything that has a true experience within it has a potentiality being ALIVE.

İÇ: Hızlı bir çağ bu, “hızlı tüketim” her yerde. Sense uzun enstrümental parçalarını “dinlettiriyorsun”. Estas, “başka” müziğin dünyayı daha yaşanabilir hâle getirebileceğine inanıyor musun?

ET: Gerçek bir deneyime sahip ne varsa YAŞAMA potansiyeline de sahiptir.


İÇ: Every single day we hear more qualified songs all around the world. I ask myself this question sometimes: what if we have one more note? What do you think?

ET: Its a matter of not many notes but one which is AUTHENTIC.

İÇ: Dünya müziği inanılmaz gelişiyor, her yerden çok iyi müzikler duyuyorum. Bir notamız daha olsa neler olurdu diye soruyorum arada. Neler olurdu?

ET: Önemli olan notalar değil HAKİKATTİR.


İÇ: Does incense stick -on the end of your guitar- have a special meaning that we don’t know?

ET: Its a connection with an element of fire which is a source of life as well as it’s purification. Human race have forgotten a very source of it, yet inspite of such forgotten connection it burnes in each heart and at times it takes a very small flame to start a great transformation.

İÇ: Gitarının ucundaki tütsünün bilmediğimiz özel bir anlamı var mı?

ET: Hayatın kaynağı olduğu kadar arınma anlamına da gelen ateşle bir iletişim aracı. İnsanoğlu bu kaynakla olan bağını çoktan unuttu, tıpkı her kalbin çok küçük bir kıvılcımla yanıp muhteşem bir dönüşüme başladığını unuttuğu gibi.


İÇ: I have a dream for ages: Belong to nowhere. To purify from the dominant one in a certain way and not hit the other walls. When I look at you and your music I see the same thing. Is that because of “being on the way”?

ET: We are always “on the way” even when it seems we are being stuck in the survival.

İÇ: Yıllardır peşinde olduğum bir düş var: Kimliksizlik. Baskın olandan kesin bir şekilde arınma ve oradan başka duvarlara çarpmamak. Sana ve müziğine baktığımda bunu görüyorum. “Yolda” olduğundan mı bu duruşun?

ET: Yaşama tutunmaya takılmışız gibi gözükse de biz hep “yoldayız”.


İÇ: Are we able to see you in Turkey soon?

ET: Hopefully. I love the land called Turkey and its people.

İÇ: Türkiye’de seni görebilecek miyiz?

ET: Umarım. Türkiye denen toprakları ve ordaki insanları seviyorum.


İÇ: A personal Question: Wouldnt it be nice listening Koyunbaba from your rendition? J

ET: I didnt know this song until checking it on youtube, its a wonderful piece of music, though I don’t  even rememeber that which “I’ play. As every time guitar has been touched it brings melodies a new, so how would I recognize another title? J The library of Ocean which we call music has countless of drops we have been giving names to...though its rather an Ocean than a drop I’m looking into...

İÇ: Kişisel bir soru: Senden “Koyunbaba” yorumu dinlesek güzel olmaz mıydı? J

ET: Youtube’dan bakana kadar bu şarkının adını bilmiyordum, harika bir parça, dahası ”kendi” çaldıklarımın isimlerini de hiç hatırlamıyorum ki. Gitara her dokunuş yeni melodiler demek, hal böyle olunca başka bir parçanın adını nasıl çıkarayım? J. Müzik adını verdiğimiz Okyanus Kütüphanesi’nde isim koyduğumuz sayısız damla var... Ben de tek bir damla yerine Okyanus’a odaklanmayı tercih ediyorum...


İÇ: Can we learn first two books come to your mind from your library?

ET: That “me” who have read a book once, isnt the same, and this one who is answering here now, cant even read books properly, we are writing a book of life every day, and some thoughts are timeless, some belong to a pop culture, though we are contstantly inspired by all lkinds of sources. And quite often, those lines of a great book we couldnt see in that moment , jumps infront of us when we “require“ this or that information. So its not a great thing to read all kinds of books and speak about a lavel of erudition one have, though its a matter of listening and observing all that is. Life, indeed is a one magnificent book to explore.

İÇ: Kütüphanende elinin gittiği ilk iki kitabı öğrenebilir miyiz?

ET: Bir kitabı okumuş olan “ben” ile şimdiki aynı ben değil, ve şu anda bu soruya yanıt veren ben de hakkıyla kitap okuyabilecek durumda değil, zaten her gün hayatın kitabını yazıyoruz, ve bazı fikirler zamanın ötesinde, bazıları popüler kültüre ait, biz de tüm bu kaynaklardan besleniyoruz aslında. Genelikle okuduğumuz anda göremediğimiz o harika kitaplardaki cümleler, ona “ihtiyacımız olduğunda” önümüze çıkıverir. Yani her türlü kitabı okuyup içindeki derin bilgiyi tartışmak çok da matah bir şey değil, önemli olan olan biteni dinlemek ve gözlemlemek. Hayat, keşfedilecek muhteşem bir kitap.


İÇ: What is your favorite lines of poetry?

ET: “…to see without eyes,  to walk without feet and to fly without wings..”

İÇ: En sevdiğin şiir dizeleri?

ET: “…gözsüz görmek, ayaksız yürümek ve kanatsız uçmak…” (ç.n.: Osho)


İÇ: Pen or PC?

ET: Both, we live in a 21 century.

İÇ: Kalem mi bilgisayar mı?

ET: İkisi de, 21. yyda yaşıyoruz.


İÇ: Let’s think that you are not a singer, a force choice: Being a good musician or being a good poet?

ET: I don’t see a difference…

İÇ: Müzikle hiç alakan olmadığını varsayalım, sadece birini seçebileceksin: İyi bir müizisyen olmak mı yoksa iyi bir radyocu mu?

ET: İkisi arasında bir fark göremiyorum….


İÇ: Fill in the blanks, please:
.............................. is the world's most fabulous object.

ET: HUMAN HEART

İÇ: Lütfen boşlukları doldurun:

Dünyanın en harika nesnesi ............'dir.

ET: İNSAN KALBİ


İÇ: If I were a revolt, I would be… ..................................

ET: MYSELF

İÇ: Bir isyan olmak isteseydim .............. olurdum.

ET: KENDİM


İÇ: Lastly, what would you like to say more? Do you have a message to your Turkish fans?

ET: Every country that has a name is created by power...And this power stands for separation.  “Us and them”. There are thousands of people and there would be millions, which would eventually see that this Earth has no borders and all those who live upon her, visible and invisible are interconnected on so many levels. The cultural differences could be of a great benefit yet up until now its been a great division. I’m not only a dreamer or I believe in something, yet I KNOW that ONE HAND IS STRONG BECAUSE OF THE CONNECTIVITY OF THE FINGERS AND THAT WHICH HOLDS IT TOGETHER. 

İÇ: Son olarak eklemek istediklerin? Türk hayranlarına bir mesajın?

ET: Her ülke belirli güçler tarafından yaratılan isimlere sahip… Ve bu güç, ayrışmanın arkasında duruyor. “Biz ve onlar”. Binlerce belki de milyonlarca insan, bu dünyada sınırların olmadığının ve üzerindeki görünen ya da görünemeyen her varlığın, pek çok seviyeden iletişim içinde olduğunun farkında. Şu an yaşanan büyük ayrışmalara sebep olmadan önce de kültürel farklılıklar en büyük avantajımız olabilirdi. Hayalperest değilim ya da bir şeye inandığım falan yok,  BENİM BİLDİĞİM tek şey BİR ELİN PARMAKLAR ARASINDAKİ KÖPRÜYÜ KURDUĞU VE ONLARI BİR ARADA TUTTUĞU İÇİN GÜÇLÜ OLDUĞUDUR.


Çevirideki emekleri için Pınar K.'ya büyük teşekkürler.

Special thanks to Pınar K. for translation.


Photo by Geri Dagys

Estas Tonne Facebook Fanpage: facebook.com/estastonnemusicpage

Yorum Bırakın

Subscribe to Posts | Subscribe to Comments

             

Hakkında

Ulaşılabilir bir söyleşi kütüphanesi oluşturmak için çıktığımız -Çeviride Pınar K. ve geri kalan tüm işlerde İrfan Çinar- bu yolda 'Hasbihâl efendim'i açabilecek kadar kelimeye sahip değiliz. Dirsek temasında konuşmaktan başka gayemiz yoktur. Çok şükür kimsenin de ziline basıp kaçmamışızdır. Ayrıca her türlü ihtiyacınız için (reklam verme, görüş, öneri, şikayet vd) aedinterview@gmail.com adresine posta kartınızı bırakabilirsiniz.

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Tüm Hakları Saklıdır © AED Söyleşi