Söyleşen: İrfan Çinar Cuma, Ocak 08, 2016

İrfan Çinar: En sevdiğin müzik türü?

Juno: Moduma göre her türün bana göre iyisini dinlerim. Cool’um ama kıl değilim J

İrfan Çinar: Bu söyleşiyi okuyan birkaç iyi insan için dediğin türden üç parça ismi verebilir misin?

Juno
Martin Sexton – Cant Stop Thinking About You
Bach – Brandenburg Konçertoları
Orhan Gencebay - Hatasız Kul Olmaz

İÇ: Kendinden biraz bahsedebilir misin? Juno kimdir? Ne yer, ne içer, nerelere gider?

J: Ay çok kendi halinde bir insanım gerçekten… Çamaşır, bulaşık, çocuk bakımı filan çok zamanımı alıyor. Yemekleri de ben yapıyorum J Sinemaya filan giderim işte. Yirmili yaşlarım daha hareketliydi ama şimdi mazbut sayılabilecek bir hayatım var.   

İÇ: Kendini “Kendi Halinde Bir Yıldız Gözlemcisi'' olarak tanımlıyorsun. Ben ise seni “Kişisel Gelişimci Yıldız Gözlemcisi” olarak tanımlıyorum. Klasik bir kişisel gelişimci genel konuşurken sen dönemlik astrolojik verilerle konuşuyorsun. Kişisel gelişim ile astrolojik olan arasındaki dengeyi 
nasıl sağlıyorsun?

J: Kişisel gelişimi de bir şehvete ya da sınıf atlama konusuna dönüştürmemek lazım! Ben insanın varoluş amacına biat etmesi,  ruhuyla bütünlük kurabilmesi gibi şeylere meraklıyım. Astrolojiyi bir tür kod okuma sistemi gibi kullanıyorum ama bu asla insanın Yaratan ile kurduğu bağ ile karşılaştırılamaz.

İÇ: Astroloji ile ‘kader’ dediğimiz şey arasındaki bağ beni biraz “işkillendiriyor”. ‘Kader’e yöneltilen soruyu ben de sana şöyle sormak istiyorum: Madem elektrikler dizilim kombinasyonlarına göre belli ve yer yer tam anlamıyla baskın o hâlde biz neyi seçebiliyoruz? Hatta seçebiliyor muyuz ki?

J: Kaderinde olanla karşılaşırsın. Sen buna nasıl tepki vereceğini seçersin. Bir sonraki süreç buna göre şekillenir.

İÇ: Sence de biraz astrolojiye kehanet sistemi olarak bakmıyor muyuz?

J: Bakan çok J

İÇ: Gelelim şu “2016 Burç Yorumları” konusuna: Milyarlarca insanın onca etkilenimin arasında koca bir yıla dair bir şey söylemek sahiden mümkün mü?

J: Zamanın kalitesi – Zeitgeist tanımlanabilir bir şeydir ve herkes bundan payına düşeni alır.

İÇ: 2016’ya dair, “Nazilerin Almanya’da meşruiyet kazandığı, İspanya İç Savaşı’nın başladığı yıllar böyle görünümlere sahip,” yazdın. Bunu biraz açar mısın?

J: Ben daima Ağır Abiler dediğim ağır hareketli gezegenlerin uzun zaman aralıkları ile tekrar eden görünümlerini anlamak için, tarihte bu görünüm oluştuğunda ne olduğuna bakarım. Satürn’ün Yay’da olduğu ve Neptün ile kare yaptığı süreçte, etnik, politik, siyasal kutuplaşmalar arasında sert çatışmaların yaşandığı tarihte görülmüş.

İÇ: Azıcık bencilce olacak ama kehanet önemli! 2016’da kova yükselenli teraziler ne beklesinler? J

J: Bunu konuşalım J

İÇ: İnsanlar genelde bilet almadan piyango çıksın isterler. Astrolojik bilgi bir şekilde insana bilet almadan piyango kazanmayı sağlar mı?

J: Önemli olan piyango kazanmanın bize ne sağlayacağı… Bu tıpkı şuna benziyor; ‘’Bu çocuk beni alır mı?’’ demek yerine ‘’Bu çocukla bir ömür geçirmek benim için iyi mi?’’ üzerine kafa yormak lazım. Astroloji iki soruya da odaklanabilir. Ben ikinci soruya odaklı çalışıyorum.

İÇ: Astrolojik etkiden insanın sıyrılması mümkün mü? Varoluş tarafından bakarsak astroloji nerede duruyor?

J: Hayat olur… Sen de alacağını alır vereceğini verirsin. Başımıza ne geleceğini kontrol edemeyiz ama yaşadıklarımıza olgun ve öğrenmeye odaklı karşılıklar verebiliriz. O zaman astrolojik etki diye bir derdimiz olmaz. Haa bu arada astrolojik oluşumlar ETKİ değil GÖSTERGE’dir. Yani gezegenler bize bir şey yapmaz… Sistemin akışı hakkında ipucu verirler.

İÇ: Sence tevekkül (gerekeni yap gerisini evrene bırak) bir gün tekrar keşfedilecek midir?

J: Bu hep gündemde bence…

İÇ: “Zamanı gelmiş bir fikrin önünde kimse duramaz,” diyor, Victor Hugo. Buradan astrolojiye eğilelim: Bazen 40 yıl beklemek de gerekebiliyor doğru zaman için. Sence doğru zamanda doğru şeyler yapsak bile treni 40 ya da 20 kez kaçırıyor muyuz yoksa hakikaten 40 yıl sonra mı o ‘şey’in zamanı geliyor?

J: Senin yaptıklarının Zamanın Kalitesi ile örtüşmesi lazım ki, sonuç alabilesin. Ha bu elinden geleni yapma demek değil… Onun da sistemde kendince bir kıymeti harbiyesi var. Sen tohumu at ama ne kadar tutturup istesen de mevyesini bugün yiyemeyebilirsin.

İÇ: Yavaş yavaş dışarı doğru çıkalım: Şifalı taşlara son zamanlarda insanların daha fazla başvurduğunu görüyorum. Radyasyon için ametist, afrodizyak için florit; her türlü daralma için kuvars! Bu tip taşlar konusunda ne düşünüyorsun?

J: Bu benim uzmanlık konum değil.

İÇ: “Medyatik olmama” isteğini de sormalıyım: Her şeyde olduğu gibi astroloji alanında da özellikle televizyonlarda ve internette ‘kirli bilgi’ dolanıyor. Sense işin en azından bence tertemiz tarafındasın. Ortaya çıkıp biraz olsun temiz bilgi yaymak iyi olmaz mıydı?

J: Ben üstüme düşeni yapıyorum… Yani yazıyorum . Naapiyim! Bir de çıkıp şov mu yapayım?

İÇ: Gerilim sineması ihtiyacımı zaman zaman öğlen kuşağı programlarıyla kapatıyorum. Özelde evlilik programları genelde öğlen kuşağı hakkındaki fikirlerin neler?

J: Ben o gerilime dayanamıyorum. Polisiye diziler kesinlikle daha güvenli J Endeavour, Blacklist, hatta Mr. Robot mümkünse arkaya 3-4 bölüm bir arada. 

İÇ: Hayatını birinde kazanmak zorundasın: Tarotçu olmak mı yoksa kahve falcısı mı?

J: Bana kimsenin bir seçim dayatmasına ya da hayatı bu ikilemden ibaretmiş gibi göstermesine izin vermemek gibi sevdiğim bir prensibim var.

İÇ: Kalem mi klavye mi?

J: Klavye… Utanç verici ama el yazımı ben bile okuyamıyorum ve aceleci olduğum için kalemle yazarken çok sıkılıyorum.

İÇ: Başka bir burçta olmak isteseydim ………… yükselenli ………… burcu olmak isterdim.

J: Ben Oğlak Yükselen Aslan’ım… Tasarımımı fazlasıyla seviyorum J

İÇ: Dünyanın en harika nesnesi ………….’dir.

J: Filtre Kahve Makinesi

İÇ: Son olarak eklemek istediklerin?

J: Yol açıklığı dilerim.


Juno Facebook Sayfası: facebook.com/junofeysbukta
Juno Websitesi: junoastrology.com

Yorum Bırakın

Subscribe to Posts | Subscribe to Comments

             

Hakkında

Ulaşılabilir bir söyleşi kütüphanesi oluşturmak için çıktığımız -Çeviride Pınar K. ve geri kalan tüm işlerde İrfan Çinar- bu yolda 'Hasbihâl efendim'i açabilecek kadar kelimeye sahip değiliz. Dirsek temasında konuşmaktan başka gayemiz yoktur. Çok şükür kimsenin de ziline basıp kaçmamışızdır. Ayrıca her türlü ihtiyacınız için (reklam verme, görüş, öneri, şikayet vd) aedinterview@gmail.com adresine posta kartınızı bırakabilirsiniz.

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Tüm Hakları Saklıdır © AED Söyleşi